Tövbe Estağfurullah

Tövbe, geri dönmek, pişman olmak, yaptığı günahı bıkarıp Allahu Teala’ya yönelmek anlamına gelmektedir. Cenab-ı Hakk’ı unutan veya O’ndan gafil olan bir kulun, girdiği yanlış yolun farkına varıp yüzünü ve gönlünü Rabbine yöneltmesi ve af dilemesidir. Böyle bir kulun kabli büyük bi nedâmetle, için için yanar ve ılık gözyaşlarıyla Rabbine gönlünü açar. İşte bu yanış ve pişmanlık “tevbe” dir. Ardından af dilemek için kalplerden taşan niyazlar ise “istiğfar” dır. İnsanoğlu için istiğfar, Allah’a yakınlaşma yolunda atılacak ilk adımdır.




Kur’ân-ı Kerîm, bütün mü’minlerin tevbe etmelerini emretmekte ve şöyle buyurmaktadır:

“Hepiniz Allah’a tevbe edin ey mü’minler ! Belki böylece korktuğunuzdan kurtulur, umduğunuzu elde edebilirsiniz.” (Nûr,31)

Diğer bir âyet-i kerîmede şöyle buyurulur:

“Rabbinizden sizi bağışlamasını isteyiniz; sonra O’na tevbe ediniz!”(Hûd,3)

İnsan, yaptığı her günahtan dolayı Allah’a tevbe etmelidir. İşlenen günah sadece Allah’a karşı olup kul hakkını ilgilendirmiyorsa, bundan tevbe etmenin üç şartı vardır:

1-Günahı yaptığına pişman olmak.

2-Günahı derhal terketmek.

3-Bir daha yapmamaya azimli olmak.

Şayet bu üç şarttan biri eksik ise, tevbe edilmiş olmaz.İşlenen günah kul hakkını ilgilendiriyorsa, ondan tevbe etmenin dört şartı vardır; üçü yukarıda sayılan şartlardır. Dördüncüsü de kul hakkından arınıp kurtulmaktır.

Bir müslüman, şeytana uyup da bir günah işlediğinde derhal tevbe ederse, Cenâb-ı Hak çok merhametli olduğu için, günahlarından tevbe eden kullarının tevbesini kabül eder. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyurulur:

“Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zülmeder de sonra Allah’tan kendini bağışlamasını dilerse Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhametli bulacaktır.”(Nisâ,110)

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir hadîsinde, istiğfârın faydalarını şöyle beyan buyurmuşlardır:

“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona ummadığı yerden rızık verir.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1518; İbn-i Mâce, Edeb, 57)





O halde nasıl tevbe ve istiğfar edeceğiz!

TEVBE VE İSTİĞFAR DUÂSI

“Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûmü ve etûbü ileyhi tevbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ. Ve es-elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ innehû hüve’t-tevvâbü’r-rahîm”

“Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur’ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’dır.”

“Amentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve Rusulihi ve’l-yevmi’l-âhiri ve bi’l-kaderi hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve’l-bâsü bade’l-mevt. Hakkun eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh.”

Tövbe Duası sayfalarımızdan daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

İlk Yorumu Siz Yapın

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacaktır.


*